|
SALİH YILDIZ
YENİÇAĞ
FELSEFESİ
Yeniçağ
felsefesi, İlk ve Ortaçağ’da varılan sonuçların
yeni bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Rönesans
bu ikisi arasındaki geçiş dönemidir ve yeni bir
dünya görüşü sunar.
Rönesans dönemi genel özellikleri:
I- Ortaçağ felsefesi, sınırlarını Hıristiyanlığın
çizdiği dinsel bir görünümdeydi. Rönesans da
ise düşüncenin her türlü otoriteden kurtarılması,
akla ve deneye önem verilmesi ön plana çıkmıştır.
II- Ortaçağ, içe kapalı bir sistemdi ve dili
Latinceydi. Ama Yeniçağ’a basamak olan Rönesans,
çok tarzların ve yolların olduğu bir dönemdir.
Bu dönemde milli diller doğmuştur.
III- Ortaçağ’da felsefeciler, din adamlarıydı.
Rönesans’ta ise yazarlar, araştırmacılar v.s.
de felsefe yapmışlardır. Ortaçağ filozofu doğrunun
bulunmuş olduğuna inanıyordu, Rönesans filozofu
ise kendini yeni ilkeler getiren bir dönemin
temsilcisi sayar.
IV- Ortaçağ’ın yolu ve düşüncesi birdir. Rönesans’ta
ise bu birlik bozulmuştur. Artık doğruya ulaşmak
için pek çok yol vardır.
Rönesans’ın yolunu çizen ana akımlar,
iradecilik ve isimciliktir. Ortaçağdan sonra artık
tümel gerçekler yoktur. Bilginin kaynağının
deney olduğu ve doğa üzerinde insanın egemen
olması gerektiği savunulmuştur. Bu gibi fikirler
Modernizmin doğuşuna temel teşkil eder.
Rönesans kendinden doğmuş bir hareket değildir.
Tekelci kilise otoritesinin kırılması, doğudan
yapılan çeviriler bu hareketin doğmasına etki
etmişlerdir.
Rönesans’ın yeni din anlayışı ise
reformisttir. “Hıristiyanlığın öğretileri
bozulmuştur ve asıl doğrulara dönülmelidir”
fikri Protestanlığı doğurmuştur. Bunun yanında
kökleri Stao’ya kadar uzanan doğal din anlayışı
yani akıl dini ortaya çıkmıştır.
17.y.y. felsefesinde Descartes, yeni düşüncenin
oluşmasında temel teşkil eder:
· Kartezyen felsefenin kurucusudur.
· Matematiği bütün bilimlerin ortaya çıkmasında
bir yöntem olarak ortaya koymuştur.
· Yeni matematik ve doğa bilimlerinin kurucuları
arasındadır.
· Matematiğin formüllerini geometriye uygulayarak
analitik geometriyi de bulmuştur.
Descartes’e göre felsefede yapılacak şey,
aritmetikte sağlam bir nokta bulmak ve bu nokta üzerinde
yürümektir. Bunun için işe metodolojik bir şüpheyle
başlamıştır. Descartes: “şüphe etmek düşünmektir,
düşünmek var olmaktır” der ve buradan; “düşünüyorum,
o halde varım” sonucuna ulaşır.
Spinoza ise Descartes’in “düşünüyorum öyleyse
varım” önermesi gibi tek bir bilgiyi Tanrı öğretisinde
çıkış noktası olarak alır ve geri kalan bütün
bilgileri tümden gelimli bir yol olan geometrik yöntemle
bu temelden türetir.
Lomettrie, Fransız aydınlanması içindeki
materyalist akımın önderidir. O’na göre;
insanla hayvan arasında yalnızca bir aşamalık
ayrım vardır, özce bir ayrılık yoktur.
Leibnich, Yeniçağ alman felsefesinin ilk büyük düşünürüdür.
Matematiğin yöntemini felsefeye aktarmak ister.
Evrenin sonsuz sayıda monadlardan (cevher) oluştuğunu
bunların birbirlerini etkileyemediğini söyler.
Monadların en üst sırasında Tanrı vardır,
tektir. Tanrı monadların sistemini bir amaca göre
düzenlemiştir. Olayların meydana gelişlerinde bu
amaçlar rol oynar. Monadlar maddi değildir.
18 y.y. Aydınlanma felsefesi:
Aydınlanma felsefesi, aklı mahkemeye çıkarmıştır
ve eleştirel felsefeyi ortaya koymuştur. Bu dönemde
insan, din ve geleneklerine bağlı olmaktan
kurtulup kendi aklı ve görüşleriyle hayatı aydınlatmaya
girişmiştir. Bu, Rönesans’la başlar fakat
zirve noktası 18 y.y. dır.
Aydınlanma Felsefesi’nin temel özellikleri, akla
duyulan güven ve laik dünya görüşüdür.
John Locke, İngiliz aydınlanma hareketiyle
birlikte, Avrupa’daki aydınlatmayı başlatan düşünürdür.
Araştırmalarının ağırlık merkezi insandır.
Doğuştan düşüncenin olmadığını söyler.
David Hume ise İngiliz emperyalizmini son haline
getiren düşünürdür. Bilginin eleştirilmesi bu
felsefede doruğa ulaşır. Bilinci, ideler ve
izlenimler olarak ikiye ayırır.
Candillac, Fransız aydınlanma felsefesinin başlıca
düşüncelerini İngiliz aydınlanma felsefesinden
devşirmiştir. Fransız aydınlanma felsefesinin
kuramsal temellerini kurmuştur. Dış deneyi
bilginin tek, mutlak kaynağı yapmıştır.
İmmanuel Kant öğretisindeki baş özellik, eleştiri
felsefesi olmasıdır. Kant, aydınlanmanın bütün
yaşama kılavuz yapmak istediği her bilgi alanında
başarısına güvendiği aklın başarabildikleri
ve başaramadıklarını birbirinden ayırt etmeyi
bu bakımdan bir eleme yapmayı amaçlar.
Alman idealizmi felsefesinin son büyük düşünürü
Hegel’in felsefesi, Kant’tan sonraki usçuluğun
en yüksek doruğudur. Kant, güvenilir bilginin en
çok duyarlık ve düşünmenin işbirliği ile sağlanacağını
ileri sürmüştü. Hegel ise; “gerçeğin özüne,
deneye başvurmadan yalnız düşüncenin sınırları
içinde kalınarak varılabilir” der.
Fransız aydınlanmasının asıl önderi
Voltaire’dir. İngiliz deneyciliği ile yaradancılığını
(deizm), Newton’un yeni doğa anlayışını
Avrupa’ya özellikle o taşımıştır.
|
NE DEDİ
Hazar' lı
hanım kardeşlerim, büyük bir özveriyle kurup
yaşattığınız grubunuzun giderek her alanda gelişmesi ve
diğer grup ve kuruluşlara örnek olması en büyük
niyazımdır. Sizlerin şahsında gelecek nesillerin
başarısını görüyorum. Cenab-ı Hakk sayınızı artırsın ve
başarılı kılsın.
Prof. Dr. Mahmut Kaya
Burada yer
alan metinler, konuklarımızın programda yaptıkları
konuşmalarının bir özetidir.
|