Hazar Eğitim Kültür ve
Dayanışma Derneği |
| . | |||||
|
|
|||||
|
|
KADIN
BULUŞMASI Batılılaşmanın yalnız yeme, içme, giyinme vb. bir yaşam biçimi olarak algılandığı bu dönemde O zamana kadar yerilen, kötü görülen alenen İçki içmek, kumar oynanmak ve kadınlarla dans etmek medeniyet göstergesi sayılarak meşruiyet kazanıyordu. Gazete ve dergiler ise eski yaşam tarzının bütün ünitelerinde önemini yitirdiğine batılı yaşam biçimlerinin bizi daha medeni yapacağına ilişkin değerlendirmeler yaparak değişimin sosyo- kültürel zeminini hazırlıyorlardı. Aile içi ilişkiler gevşemiş, özgürlük ve bireycilik öne çıkmaya başlamış, çekirdek aileye doğru bir geçiş yaşanmaya başlamıştır. Batı rüzgarı kadın statüsüne ilişkin yeni anlayış ve uygulamaları da beraberinde getirmiş, kıyafetler renklenmiş, çeşitlenmiş, ince ve şeffaf giyime geçilmiştir. Erkeklerin de kılık-kıyafeti değişmiş, sakallar-bıyıklar kesilmiş ve ya kısaltılmıştır. Fransızca
kelimeler dilimizi istila etmiş,
Çocuklar
batılılaşma adına, hıristiyan dadılara teslim edilir
olmuş, yabancı
kadınlarla evlenmek ulaşılmak istenen medeniyete hızla
kavuşma imkanlarından biri olarak görülmüştür.
Kısaca
Tanzimat’la birlikte batılılaşma ve medeniyet adına
çok kötü bir taklid , geleneksel yaşam biçimlerini
tehdit etmeye başlamıştır. Tanzimat’la
başlayan Batılılaşma hareketi Cumhuriyetle birlikte
devlet politikası haline getirilerek sosyal değişim hızlandırıldı.
Modernleşmenin
dinamosu olan elit sınıf kendi modernlik anlayışına
uygun kurum, inanç ve davranışları geniş kitlelere
benimsetmeyi amaç edindi ve Modern olmayı, başlı başına
bir kimlik göstergesine dönüştürerek dayatmaya başladı. Bunu
tasvip etmeyenler ise sistemin dışına itilerek bazı
haklarından mahrum bırakıldı. Böylece
değişimi talep edenlerle, değişime direnenler arasında
kutuplaşmalar yaşanmaya başladı. Ancak ne batılılaşmayı
isteyenler batıyı tam anlayabildi, ne de buna direnenler
batılılaşmaktan kurtulabildi. Yine
de bu mücadeleden en fazla zarar gören dindar kadınlar
ve genç kızlarımız oldu. Kısacası
yaşamak istediğimiz hayat ile yaşamak zorunda bırakıldığımız
hayat arasında sıkışıp kalan bizlerden çalınan
hayatlar ve umutlar.. Bizler
Gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan doğan
haklarımız, gerek yasalarımızda yer alan din ve vicdan
özgürlüğünden doğan haklarımız, gerekse de CEDAW,
PEKİN gibi uluslar arası anlaşmalardan doğan haklarımızı
talep etmek için buradayız. Bu
bizim hem İslam olmaktan hem insan olmaktan doğan yükümlülüğümüzdür.
İşte “Kadın Buluşma”ları gerek kadın olarak, gerek insan olarak bu hak arayışlarının zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
“KADIN BULUŞMALARI”NIN AMACI
Türkiye
genelinde aynı hassasiyeti paylaşan kadınların iletişim
ve bilgi akışını sağlamak, problemlerimizin
tesbitinde ve çözümünde istişare, dayanışma ve işbirliği
içinde olmak, ortak
projeler ve eylem planları belirlemek ve uygulamalarını
takip etmek, Kısacası,
sorunlarımızı tespit edip, kadınlar ve insanlık
lehine dönüştürmek, Türkiye
Cumhuriyetinin vatandaşı olan herkes gibi eşit statüde
yer almak, ülkemizde kimseyi dışlamadan, kimse tarafından
da dışlanmadan insanca yaşamak istiyoruz. Ne
zamanki bir toplantıda aile desek, kadını eve hapsetmek
istiyorsun diyorlar, Eğitim
hakkı dediğimizde, laik cumhuriyete karşısın
diyorlar, Başörtülü
kadınlar diye cümleye başlasak, bölücülük yapma
diyorlar, Din
eğitimi ya da imam hatipler dediğimizde, gericilikle suçluyorlar Özgürlük
desek, başörtüsünün en baştan bizi zaten köleleştirdiğini
söylüyorlar, Kardeşlik,
dostluk, sevgi desek, takiyye deyip niyet sorgulaması yapıyorlar, Ne
zaman kendi problemlerimizi dile getirsek, burası yeri değil
diyorlar. Bizlere
yönelik bu akıldışı ayrımcılığı giderebilmek için
kendi haklarımıza yine kendimiz sahip çıkmalıyız. Bu
gün toplumların içindeki farklı cinsler, gruplar ve sınıflar
kendileri için daha adaletli, eşit şartların hakim
olduğu bir yaşam talep ediyorlar. Bu çerçevede sosyal
hayatın her alanında eşitsizliğin mağduresi olan biz
kadınlar problerimizin çözümünü başkalarından
beklemek yerine çeşitli kanallar aracılığıyla mücadele
etmek zorundayız. Yoksa varolan durumun kendiliğinden değişmeyeceğini
bilmek durumundayız. İşte
bu nedenle bu organizasyon bizim için çok önemli. Keza kadın sivil toplum kuruluşları olarak ön yargılardan uzak ortak sorunlar çerçevesinde birlikte hareket edebilirsek ancak gerçek bir sinerji yaratabiliriz. Bu
noktada geleceğe umutla bakmak bizlerin verdiği mücadeleye
bağlı olacaktır.
|
|