Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği
.

.

 

Kadınlar, halkları birbirine düşman eden planlara karşı mücadele edecek

Egemen güçlerin Ortadoğu ülkelerine yönelik açık ve gizli tehditleri hakkında bilgilendirici sunumlar yapılan '8. Kadın Buluşması'nda Ortadoğu ülkelerinden gelen kadın temsilcilerinin ülkelerinde yaşanan sıkıntıları ilk ağızdan anlatmaları Türkiyeli hemcinslerini çok etkiledi.


30'u aşkın sivil toplum kuruluşunun katıldığı 'Küresel tehdide karşı bölgesel kadın dayanışması' konulu 8. Kadın Buluşması'na katılan kadınlar, toplantıdan umutla ayrıldı.

Ortadoğu'yu medyada okuduğu ve izlediği kadarıyla tanıyan, oradaki insanların yaşadığı işkence, zulüm ve fakirliği çok uzak yerlerde yaşanmış gibi dinlemeye alışkın olanlar için, hapiste olan eşini 20 saat süren yolculuktan sonra sadece 45 dakika uzaktan görebilen Filistinli Ruba el Masri'yi dinlemek çözümün aciliyetini fark etmek açısından önemliydi. Masri, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadınların kelepçeli elleriyle tecavüze uğradığını ve doğum yaptığını anlattı.

Ortadoğu ile ilgili çalışmalar yapan belgesel film yönetmeni Melek Ulagay, bölgede yüz yıldır uygulanan 'böl ve yönet' planının bugün de açık işgal ve gizli propaganda çalışmaları ile sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye'de oluşturulmaya çalışılan laik-İslamcı ayrımının da aynı plan içinde sürdüğüne dikkat çeken Ulagay, "Irak'ta Sünni ve Şiiler arasında duvar dikiliyor. Kendi kardeşlerimizle aramıza duvarlar konarak ancak böyle yaşayabileceğimiz söyleniyor. O duvarları biz yapmıyoruz. Tüm halklar olarak çok uyanık ve birlikte daha büyük bir dayanışma içinde olmamız gerekiyor." diye konuştu. Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'nundan Yıldız Önen de medyanın işgali sıradanlaştırdığını, haberlerin ötesinde kimsenin neler yapılabileceğini konuşmadığını vurguladı. Önen, "Herkese uzak olabilir; ama bize yakın ve buna engel olabilecek gücümüz var." dedi.

Yazar Yıldız Ramazanoğlu'nun yukarıdan gelen yırtıcı küreselleşmeye karşı alttan erdemli insanların da bir küreselleşme hareketi içinde olduğunu anlatması büyük ilgi gördü. Dünyadaki bütün kadınları içine alan geniş bir dil oluşturulması gereğine işaret eden Ramazanoğlu, "Bölge halkları üzerinde yüz yıldır Batılılaşma projeleri uygulanıyor. Saldırılar Müslüman kadının özgürleştirilmesi adına yapılıyor; ancak maksatları sorun çözmek değil. Bu, Müslüman kadını imha hareketidir." diye konuştu. Kadın kuruluşlarının ortak direnme stratejileri belirlemeye çalıştığı toplantıdan sonuç bildirgesi çıkmadı; ancak konu hakkında çalışmaların devam ettirilmesi için bir komite kurulmasına karar verildi. En önemli ihtiyaç olarak uluslararası bir iletişim ağı kurulmasının aciliyeti de ortaya çıktı. Son konuşmayı yapan Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayla Kerimoğlu, işgal ve savaşların Batı kaynaklı emperyalist tehdidin görünen sonucu olduğunu söyledi. Sinsice gerçekleştirilen farklı tehditlerin de olduğuna dikkat çeken Kerimoğlu şöyle konuştu: "Kültürlerimizi değiştirmek, dejenere etmek, sivil toplum örgütlerini kullanarak toplumu yeniden yapılandırmak gibi yollarla yaygınlaşan bir çalışma var. Bunların her birine karşı nasıl direnebilir ve kendi kimliğimizi nasıl muhafaza edebiliriz? Savaş dışındaki tehdit unsurlarını fark etmek o kadar kolay olmayabiliyor."

Ortadoğulu kadınlar: Yalnız olmadığımızı gördük

NEVVARE NECMİ (Mısır, gazeteci, yazar): Bir araya gelen Müslüman kadınlar, bire bir aynı olmasa da küreselleşmeden kaynaklanan sorunlarının ortak olduğunu gördü. Bu tarz toplantılar küreselleşme karşıtı toplantıları küreselleştirecek. Bu toplantılar bizi daha birleşik, daha güçlü yapacak.

HAYAT HÜSEYİN MASSİMA (Ürdün, milletvekili): Bu toplantı Ortadoğulu kadınların birlikte bir şeyler yapabileceklerini gösterdi. Birbirimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk ve iletişime geçtik. Kendi durumumuzu değiştirebileceğimiz ümidini taşıyorum.

MAHNAZ ZEHRA NEJAT BEHRAM(Gazeteci,yazar): Ortadoğu'daki bütün ülkeler Sünni-Şii ayrımı yapmadan bir arada olmalı. Ve başka ülkelerdeki kadınlarla kendi coğrafyası içinde bu şekilde temasa geçebilmeli. Bu toplantılarda dünya sorunlarını da tartışabilir, dile getirebilir ve bunu bütün dünyaya sunabiliriz.

RUBA el MASRİ (Filistin, Nablus medya koordinatörü): Hepimizin gerçekleri aktarma sorumluluğu var. Katılan kadınlar Filistin halkının yaşadığı zorlukları öğrenmiş oldu. Burada olmaktan mutluyum; çünkü Türk kadınlarının bizimle aynı şeyleri hissettiğini gördüm.

Zaman / Şemsinur Özdemir

 

Ortadoğulu kadınlar buluştu

“Küresel Tehdite Karşı Bölgesel Kadın Dayanışması” ana başlığıyla gerçekleştirilen 8. Kadın Buluşması’nda biraraya gelen Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinden kadınlar, sözkonusu tehditi ve buna karşı neler yapılabileceğini konuştu.

Türkiye’nin birçok şehrinde çeşitli sivil toplum kuruluşlarında faaliyetlerde bulunan kadınların biraraya geldiği Kadın Buluşması’nın 8. İstanbul’da gerçekleştirildi. Geçtiğimiz hafta sonu Merter Gren Park Otel’de yapılan toplantıda küreselleşmeyle birlikte Ortadoğu’da görülen olumsuzluklar ve bunlarla nasıl mücadele edilebileceği ele alındı.

Düzenleme heyeti adına toplantının açılış konuşmasını yapan Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayla Kerimoğlu, Batılı ülkelerin demokrasi, insan hakları gibi kavramları kullanarak Müslüman ülkelerde yaptıkları tahribatlara dikkat çekti. “Mazlûmdan yana olmamak, zalime destek vermektir” diyen Kerimoğlu, mazlûm bölge halkının yanında olmak üzere sivil bir hareketin ilk adımını attıklarını söyledi.

Buluşma’ya Mısır’dan katılan Gazeteci Nevvare Kâzım, küreselleşmeyle gelen ekonomik politikaların ülkesinin insanlarını nasıl fakir ve işsiz duruma düşürdüğünü anlattı. Küresel ekonomik politikalar sebebiyle artık Mısır’da 11-12 yaşındaki kızların çalışmak zorunda kaldıklarını da belirten Kâzım, “Ben sadece Filistin ve Afganistan için ağlamıyorum. İyi görünsek de biz de aynı problemleri yaşıyoruz” şeklinde konuştu. Gazeteci-Yazar Nuray Mert, küresel mücadelelerde sürekli kadının merkeze taşındığına dikkat çekti. “Kadınlar arasındaki çatışma politikası üzerinden oyun sürdürülmekte” diyen ve İslâm dünyasına karşı yürütülen propaganda çalışmalarına da dikkat çeken Mert, kadınların hem ülkelerindeki sorunlarla hem de bu küresel propaganda olayıyla mücadele etmek zorunda olduğunu dile getirdi.

SÖMÜRGECİLİK MANTIĞI

BİRBİRİYLE BAĞLANTILI

On dokuzuncu yüzyıl sömürgecilik mantığıyla bugünkü uluslar arası ilişkiler mantığının birbiriyle bağlantılı olduğunu söyleyen Yazar Nazife Şişman, “Batılı kadın moderndir, ayrıcalıklı kadındır. Öteki, ezilmiş, kurtarılmayı bekleyen kadındır” söyleminin akademik alanda bile devam ettiğini vurguladı. “Küresel Tehdidin Yöntem ve Stratejileri” başlıklı oturumun konuşmacılarından Ürdün’lü parlamenter Hayat Hüseyin Massima, terörizme karşı savaş ettiklerini söyleyen Batılıların aslında zulme karşı savaşanları yok etmeye çalıştığını söyledi.

Küreselleşmeyle gelen çok güçlü bir dalganın aslında Ortadoğu halklarını birbirine yakınlaştırdığını söyleyen İran’lı Gazeteci Zehra Nejat Behram, “Bununla beraber bizi birbirimizden ayıran duvarlar ördük. Bu duvarlarla yaşıyoruz. Oysa yıllardır arzuladığımız birlikteliği yakalayabiliriz” dedi. Behram, Ortodoğu kadınların birlik olmaması gerektiğini vurguladı.

Başkent Kadın Platformu’ndan Siyaset Bilimci Fatma Bostan Ünsal, “Medya, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, biz gerçekliğe bakarken onları algılayacak prizmalar sunarlar. Bu prizmalar genellikle sosyal gerçeklikten çok farklı şeyleri bize ulaştırır” dedi.

Yazar Yıldız Ramazanoğlu ise, Müslüman kadının hayatına yönelik saldırıların da olduğu şartlarda herkesin anlayabileceği bir ortak dil oluşturması ve soğukkanlı bir şekilde çalışması gerektiğini vurguladı.

Helsinki Yurttaşlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Melek Taylan da, Tanzimat’tan itibaren Türkiye’nin yönünü batıya dönerken Ortadoğu’yu ihmal ettiğini söyledi. “Araplardan koparmak ve kendimizi Batıya ait görmek” gibi bugün de hâlâ acısını çektiğimiz yanlış siyasetlerin devam ettiğini vurguladı.

“Amerika işgalini bitirmediği sürece aslında hepimiz büyük bir tehdit altındayız” diyen Küresel BAK aktivisti Yıldız Önen de Ortadoğu’da barışın olmasının Amerika’nın bölgeden çıkarılmasına bağlı olduğunu anlattı.

IRAKLI MÜHENDİS DUÂ İSTEDİ

Toplantının ikinci günü konuşmacılarından Iraklı Mühendis Esma Nalbatlı, Amerika’nın Irak’a demokrasi, hürriyet ve huzur getireceğim dediğini fakat onun gözünün Irak’ın zenginliğinde olduğunu vurguladı. Saddam’ın devrinde beraber, kardeşçe yaşadıklarını söyleyen Nalbatlı, “Sizden bir ricam var, duâ edin. İyi insanların duâsına çok ihtiyacımız var. Ülkemizde iç savaş, işgal sona ersin, kardeşlik ve barış geri gelsin” şeklinde konuştu.

Yeni Asya / Naciye KAYNAK / İSTANBUL  22.05.2007

 

KATILDIĞIMIZ ULUSLARARASI SEMPOZYUMLAR

ULUSLARARASI GÖRÜŞMELER

KADIN BULUŞMALARI

GÖKKUŞAĞI İSTANBUL
KADIN PLATFORMU


ZİYARETLERİMİZ

GEZİLER

DİĞER ETKİNLİKLER

Kadın kuruluşları 'küresel tehdide karşı bölgesel dayanışma' için buluştu

Kadınların kurduğu, eğitimden sağlığa kadar farklı alanlarda çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, 'Küresel Tehdide Karşı Bölgesel Kadın Dayanışması' imkanlarını konuşmak üzere bir araya geldi.

Açılışını Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun yaptığı 8. Kadın Buluşması'na İran, Ürdün, Lübnan, Mısır, Suriye gibi Ortadoğu ülkelerinden de kadın temsilciler katıldı.

Green Park Otel'de başlayan 8. Kadın Buluşması'na Türkiye'deki 30'u aşkın sivil kuruluşun yanı sıra Lübnan, Mısır, İran ve Ürdün'den de akademisyen ve yazarlar katılıyor. Buluşmanın açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, günün tarihî önemine dikkat çekerek, "Atatürk'ün Milli Mücadele'ye başlamak için Samsun'a ayak bastığı günün yıldönümü milli bayramımızdır. Bugün bu toplantının yapılması da anlamlı bir buluşmadır." dedi. Çubukçu, kadınların hayatını tüm düzeylerde etkileyen küreselleşmenin, şiddetin ve insan hakları ihlallerinin küresel bir boyuta ulaşmasına da sebep olduğunu söyledi. Şiddetin ve savaşların artık tüm dünyanın sorunu olduğunu vurgulayan Çubukçu, "Tek umut verici gelişme ise ortak çözüm arayışlarının giderek önem kazanması ve küresel etkilere karşı ortak direnme ve dayanışma stratejilerinin geliştirilmesi yolunda gösterilen çabadır. Burada sivil toplum kuruluşlarının buluşmasını son derece anlamlı buluyorum. Bu çabanın da sonuca gidecek önemli adımlardan birisi olduğuna inanıyorum." diye konuştu.

Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayla Kerimoğlu da, yakın yaşanan olaylar sonucu bu buluşmada bölgesel bir konuyu ele almanın zaruret haline geldiğini anlattı. Ortadoğu'ya yönelik yapılan açık tehdidin Irak'la sınırlı olmadığını vurgulayan Kerimoğlu, "Biliyoruz ki, mazlumun ve haklının yanında olmamak zalime destek vermek demektir. Ve biliyoruz ki, Iraklı, Suriyeli, Filistinli aslında bizleriz. Artık bölge halklarının bir araya gelerek bilgilenme, bilinçlenme ve kenetlenme zamanıdır. Ortak imkanlarımızı ve işbirliği zeminini arama zamanıdır. Yoksa. 21. yüzyılın egemen güçlerinin biçtiği insan hakları, demokrasi ve özgürlüğün bedeli çok ağır." diye konuştu.

Toplantıda, işgal altındaki Ortadoğu ve Afganistan'da yaşanan insanlık dramının anlatıldığı sinevizyon gösterisi, katılımcıları gözyaşına boğdu. Sinevizyonda, ABD Başkanı Bush ve işgalci askerlerin eğlendiği görüntüler de yer aldı. Küresel politikaların söylemi, niyetleri, hedefleri açısından Ortadoğu'daki etkilerinin tartışıldığı oturumda söz alan Mısırlı gazeteci yazar Navvare Necmi, küresel güçlerle yapılan anlaşmalar yüzünden ülkesinde yaşanan ekonomik sıkıntıları anlattı. Sinevizyonu izlerken kendi ülkesi için ağladığını söyleyen Necmi, "Dışardan iyi göründüğümüz halde ne yazık ki biz de aynı sorunları yaşıyoruz." dedi. Necmi, 7 milyon kişinin yaşadığı başkent Kahire'deki insanların yarısının fakirlikten dolayı sokaklarda barındığını, 10 yaşındaki kız çocuklarının bile sokakta çalışmak zorunda kaldıklarını, bu yüzden istismara uğradıklarını dile getirdi. Buluşmanın ilk gününde, Nuray Mert, Nazife Şişman, Yıldız Ramazanoğlu, Aslıhan Eker, Fatma Bostan, Hayat Hüseyin Massima (Ürdün), Mahnaz Zehra (İran), Ruba el Masri (Filistin) de konuşmacılar arasında yer aldı.

20 Mayıs 2007  Zaman gazetesi