TÜRKİYE'NİN ÖRTÜLÜ GERÇEĞİ
BAŞÖRTÜSÜ DOSYASI

Faaliyetler

KATILDIĞIMIZ ULUSLARARASI
   SEMPOZYUMLAR

ULUSLARARASI GÖRÜŞMELER
KADIN BULUŞMALARI

KADIN ÇALIŞMALARI
GÖKKUŞAĞI İSTANBUL
   KADIN PLATFORMU

ZİYARETLERİMİZ
GEZİLER
DİĞER ETKİNLİKLER

Dosyalar

MEDENİ HUKUK

BOP

FUHUŞ

ŞİDDET

ERMENİ MESELESİ

Dernek Merkezinin açılışı

CEDAW ÜLKE RAPORU HAZIRLIK TOPLANTISI

Sivil Toplum ve Hazar Grubu
Dr. Zeynep Karahan Uslu
İstanbul Milletvekili

yazının devamı

 

Hazar Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği
Adres: Kısıklı mahallesi Alemdağ cad. No: 14 /4  Kısıklı /Üsküdar
Tel: 0216 344 34 15  Faks : 0216 412 00 31

Hazar Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği

Hesap No: 45668653-5001

Ziraat Bankası / Bağlarbaşı Şubesi


 Sitedeki dökümanlar kaynak gösterilerek kullanılabilir.

Site Tasarımı Hazar Grubu

Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği

.

 

 

 

EKİM AYI PROGRAMLARI
11 Ekim Cumartesi Saat:11:30’da İhsan Atasoy ile “Peygamberimizin örnekliğinde hayatımızı nasıl yaşamalıyız” konulu seminer programlarının ilkini gerçekleştireceğiz.

16 Ekim Perşembe Saat:13:30’da Prof. Dr. Muhsin Demirci ile Tefsire başlıyoruz.

23 Ekim Perşembe Saat:13:30’da Nur Hayat Artıran ile ayda bir MESNEVİ programları başlıyor.

1Kasım Cumartesi Saat:11:30’da Engin Noyan ile “Esmaül Hüsna’nın mahiyeti ve hayatımızdaki yeri ve önemi” konulu seminer programı düzenlenecektir.

 

MEDENİYETLERİN KAVŞAK NOKTASI; iRAN
15-22 Mayıs tarihlerinde sıla tur ile İran’a gittik.

Çok eski bir medeniyete sahip olan İran sınır komşumuz da olmasına rağmen siyasi ve dini mülahazalarla çok yakın durmadığımız, biraz yok saydığımız, birazda korktuğumuz bir ülke olması hasebiyle turizm açısından yeterli ilgiyi görmemiş. Son zamanlardaki gündeme gelişi ise ABD –İran gerginliği vesilesiyle oldu. Öteden beri görmeyi istediğim İran’ı, Bağdat gibi bir akıbete düçar olmadan önce gidip görme arzum daha bir öne çıktı. Belki de ABD’nin dış politikasına bir tepkiydi bu. Sonunda İran’a gitmeye karar verdiğimizde öncelikle çevremizden tepki aldık. Sonra da insanların İran’a gidip “fişlenme” korkusu yaşadıklarına şahit olduk. Aslında özgür olmadığımızı ve bir takım korkuların bizi yönettiğine dair düşüncelerim ilk Kudüs seyahatinde ortaya çıkmış olsa da bu defa bu duygum iyice pekişmiş oldu. Aslında gitmek isteyipte belli korkulardan ötürü gidemeyenleri geride bırakarak çoğu bayan 33 cesur kişiyle İran’a doğru yola çıktık. İran sınır komşumuzdu ama doğrusu onu basının yanlı haberlerinin dışında pek de tanımıyorduk. İran denilince baş açma yasağı, Şia oluşları ve Osmanlı ile tarih boyunca Ortadoğu’da lider olma çekişmeleri ilk aklıma gelenlerdi. Tabi bir de çok eski bir medeniyete sahip oldukları. Ama bu sonuncusu hakkında hiçbir bilgim yoktu.

İSFAHAN NİSFİ CİHAN

Seyahatimizin ilk durağı İran’ın önemli sanat eserlerini barındıran ve Selçuklu hanedanları döneminde de başşehir olan İsfahandı. Güzelliği ile bizi büyüleyen İsfahan gecesiyle gündüzüyle ayrı bir atmosfer sunuyor insana. Şehrin ortasından akan ve şehre hayat veren Zayende Nehri farklı zamanlara ve medeniyetlere ait pek çok taş köprüyü barındırıyor üzerinde. Bunlardan en önemlisi 1602 tarihinde yapılmış olan 300 metre uzunluğundaki Si-o-se Pol (33 sütunlu köprü) köprüsüymüş. Taş köprüler, nehrin mavi suları ve nehri çevreleyen davetkâr park görülmeye değecek kadar güzel bir ambiyans oluşturmuş durumda. Yapılan ışıklandırma ile geceleri de bir gezme ve eğlence yerine dönüşen nehir insanları kendine çekmede çok başarılı. Bizlerde bu davete bigâne kalamadık ve bütün yorgunluğumuza rağmen gece boyunca nehrin kenarından ayrılamadık.

İsfahan Cuma Camii     

İran’da ilk büyük şaşkınlığı doların yaygın kullanımını öğrendiğimizde yaşamıştık. Üstelik yıllardır ambargo uygulayıp İran’ı sık sık tehdit eden Amerika’da yaşamak isteyenlerin çok olduğunu öğrenmekte hayal kırıklığı yaratmıştı. İkinci şaşkınlığı ise Büyük Selçuklu Şaheseri olan ve büyük bölümü Melikşah zamanında (1072-1092) tamamlanan İsfahan Cuma camiinde yaşadık. Zira bizim örtülerimiz mescide girmek için yeterli değildi. Onların çador dedikleri geleneksel giysiyi giymek zorundaydık. Bize Türkiye’deki başörtü yasağını hatırlatan bu uygulamadan hiç memnun olmadık. Ama yine de çadoru öylesine üzerimize alarak ancak camiye girebildik.

Sokaklara baktığınızda İran’da başörtü takma mecburiyetinin özellikle yeni nesil tarafından sessizce protesto edildiğini hissedebilirsiniz. Gerçekten örtülü olanla olmayan hemen fark edilebiliyor. Yasaklarla bir yere varılamayacağı hem İran’daki, hem Türkiye’deki uygulama ile açıkça görülüyor. Bir de bunu yetkililer görebilse diye düşünmeden edemiyoruz.

İran’da her şehirde bir Cuma Camii bulunuyormuş. Bunlara Cuma Camii denmesinin nedeni ise her şehirde Cuma namazının kılındığı büyük bir camiinin bulunmasıymış.  Cuma namazının oranın mülki amiri tarafından kıldırılması ve hutbede toplumsal ve siyasal konulara da yer verilmesi Cuma namazlarına ayrı bir anlam da yüklemekte. İran’da namazlar günde 3 vakit cem edilerek kılındığı ve her şehirde büyük bir camii olması nedeniyle öyle Türkiye’deki gibi çok ezan sesi duyulmuyor. Eğer bir şehirde birkaç büyük tarihi cami varsa, Cuma camii olarak kullanılmayanlar müzeye dönüştürülmüş oluyor. Yani Türkiye’deki gibi adım başı bir camiye rastlamıyor, biri bitmeden öteki başlayan ve hale hale semaya yükselen ezan sesleri de duyulmuyor. Buradaki cami süslemeleri de Türkiye’dekinden çok farklı. Genelde camiler kubbeler ve minareler de dahil olmak üzere boydan boya muhteşem çinilerle donatılmış ve imamların -ki peygamber torunlarıdır-kabirlerinin bulunduğu kısımlar ise kırık mozaik aynalarla süslenmiş. Yani camilerin bizim alışık olduğumuz sade işlemelerden çok uzak ışıltılı ve ihtişamlı bir görüntüsü var. Camii işlemelerinin abartılı olması arkadaşlar arasında tartışma konusu bile oldu. Camilerin bu şaşaalı halinin ibadetleri hakkıyla ifa etmede perde oluşturabileceği düşünüldü. Ancak bana göre farklı kültürlerin kendi kutsallarını farklı bir üslup, mimari ve süsleme ile ortaya koymasında şaşılacak bir şey yok. Zira İranlı kadınlar da Türk kadınlarına göre daha süslü. Onların süsleme anlayışı tarihi yapılara bu şekilde yansımış olması anlaşılabilir bir durum.

İmamların kabirlerinin bulunduğu mescidler çok büyük alanlara yapılmış ve gece-gündüz, çoluk-çocuk ibadet edilen mekânlar haline getirilmiş. Buralarda fotoğraf çekmek yasak. İranlıların coşkusu ibadetlerine de yansıyor. Farklı bölümlerde farklı ibadetler yapılıyor, mescidi nebevide ki gibi imamın kabrinin yanına girilip dualar ediliyor, mersiyeler okunuyor, namazlar kılınıyor. İran’da Hz. Ali'ye verilen değeri ezanlarında ve camii işlemelerinde adının yazıldığı çinilerde görmek mümkün.

yazının devamı >>>

 

 

 

KUDÜS'E GİDİYORUZ

Tarih:2 Ekim 2008 -5 EKİM 2008

 

İslam Hukuk İlminin Esasları
“KİTAP” Konusu
Prof. Dr. Hayreddin Karaman


Diyet yaparken dikkat edilecek hususlar
Diyetisyen Bahar Özer

Türkiye'nin Örtülü Gerçeği

BASINDA ÇIKAN HABERLER

panelistlerin sunduğu tebliğlerin özeti

Ord. Prof. Dr. Richard Falk
Prof. Dr. Naci Bostancı
Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne
Prof. Dr. Hilal Elver

Prof. Dr. Melek Göregenli
Dr. Ayşe Güveli
Doç. Dr. Ferhat Kentel

araştırma sonuçları
ve
tebliğler

Türkiye'nin Örtülü Gerçeği I

Türkiye'nin Örtülü Gerçeği II

Türkiye'nin Örtülü Gerçeği III


28 Ocak pazartesi SKY TV’de yayınlanan ve sunuculuğunu Lala Şıvgın’ın yaptığı “Hafta Başı” programının konukları arasında Ayla Kerimoğlu’ da yer aldı. Diğer konuşmacılar Av. Kezban Hatemi, TBB Başkanı Özdemir Özok ve Faik Bulut idi. Başörtüsü yasağının üniversitelerde serbest kalmasının Türkiye açısından artı ve eksileri değerlendirildiği programda laiklik ve başörtüsü, yasağın hukuki zemininin olup olmadığı, yapılan düzenlemelerin çözüm olup olamayacağı konularına da değinildi.

31 Ocak Perşembe “İslam Dünyasında Kadın” konusu bağlamında “Duvarların Arkasında” belgeselinin “MISIR” bölümü belgeselin yapım ve yönetmenlerinden Aslıhan Eker rehberliğinde seyredildi. Programda Mısır ve Türkiye kadınlarının benzerlikleri-farklılıkları, Mısır kadınının dünyayı algılayışı ve yaşadığı sorunlar üzerinde duruldu.

31 Ocak Perşembe uluslar arası yayın yapan Fransız televizyonu TV 24’ün muhabiri derneğimizi ziyaret ederek çalışmalarımız hakkında bilgi aldı ve başörtüsüyle ilgili yapılan hukuki düzenlemelerle ilgili düşüncelerimizi içeren çekimler ve röportajlar yapıldı.