Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği
.

.

 

GÖNÜLLÜ  KURULUŞLAR

Grubumuz bir yılı daha geride bırakmış bulunuyor. Geride kalan bu yıl Hazar Grubu’nun faaliyetleri açısından değerlendirildiğinde; dolu dolu geçtiğini söylemek, kendi kendimize bir vehim ve mübalağalı bir başarı zannı değildir. Geçen süre zarfında yapamadığımız, fakat grubumuz ve sahip olduğumuz değerler açısından yapılması faydalı ve lüzumlu şeyler muhakkak ki var. Ancak unutulmamalıdır ki “mükemmel olmamak” bir suçlama veya mükellefiyet vesilesi olamaz, bizler ancak “vasatı” yakalamakla sorumluyuz ve bunu da yaptığımıza inanıyoruz.

1997 yılını ve 1998’in geride bıraktığımız kısmını genel olarak ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde ise maalesef karşımıza iç açıcı ve göğüs kabartıcı bir tablo çıkmamaktadır. 1997 yılının başlarından itibaren hız kazanan siyasi gerilimler, ülkemizdeki insan hakları ve özgürlükler konusundaki mevcut kazanımları büyük bir süratle aşındırmakta, zaten çok geç ve güç gelişen fidanlığı adeta çöle çevirmektedir.

Hazar Grubu gibi sivil inisiyatiflerle oluşmuş Gönüllü Kuruluşlar, maalesef ülkemizde yaşanan bu tahripkar süreçten en çok etkilenen kurumların başında gelmektedir. Dünyadaki bütün baskıcı yönetimler döneminde yaşanan acımasız bir realite ülkemizde de tekerrür etmekte ve toplumsal kesimlerin özgür iradelerinin kurumsallaşmış tezahürü olan Gönüllü Kuruluşların faaliyetleri kısıtlanmak, merkezi bir kontrol altına alınmak ve hatta tamamen durdurulmak istenmektedir. Ama hemen belirtmek gerekir ki, bu fırtınadan bütün gönüllü  kuruluşlar menfi etkilenmemektedir; esasen bu fırtınada yelkenlerini fora edip hızla ilerleyen bazı “sarı”sivil toplum kuruluşları da vardır. Ve ne acıdır ki, yaşamak zorunda bırakıldığımız ve sivil inisiyatife pranga vurmaya çalışan bu sürecin daha da güçlenmesi, sözde bazı sivil toplum kuruluşlarınca arzulanmakta ve desteklenmektedir. Ama bu durum, bizim sivil iradeye olan inancımızı sarsmamakta;  aksine güçlendirmektedir. Çünkü bu “güdümlü” kurumların utanç verici tavırlarına rağmen, içinde bulunduğumuz krizin aşılması ve yaraların sarılıp, çölün gül bahçesine döndürülmesinde yine gönüllü kuruluşlara ihtiyaç olduğunu biliyoruz.

Burada demokrasi ile Gönüllü Kuruluşlar arasındaki karşılıklı ilişki bir kez daha önemini bize hissettirmektedir. Gönüllü Kuruluşların, gelişip güçlenebilmeleri ve toplumsal hayat içerisinde etkin müesseseler haline gelebilmeleri için özgür bir ortama ihtiyaç duydukları aşikârdır. Özgürlükçü bir ortamın tesisi ve muhafazası için de Gönüllü Kuruluşlar gereklidir. Bu gereklilik birkaç noktada karşımıza çıkar;

Birincisi; Gönüllü Kuruluşlar böyle bir ortamın oluşturulması ve korunabilmesi için gerekli ilk şart olan “çoğulculuk”un vasıtalarıdır, ancak gönüllü kuruluşlar eliyle çoğulcu bir yapı mümkün olabilir ve sürdürülebilir. Sivil toplum var olmadığı bir ortamda çoğulculuğun sağlanabilmesi mümkün değildir.

İkincisi; Gönüllü Kuruluşlar bir yandan toplumda çoğulculuğu sağlarken, diğer yandan da “sosyal entegrasyon”u temin ederler. Bireylere, kararlarına katıldığı bir topluluk içerisinde diğer insanlarla birlikte faaliyette bulunma, uzlaşma ve gerektiğinde ödün verme alışkanlıkları kazandıran bu kuruluşlar birer “demokrasi okulu”durlar ve hem bireylere hem de bireylerden oluşan topluluklara kazandırdıkları bu alışkanlıklar sayesinde, özellikle homojen olmayan toplumlarda, birbirinden farklı toplum kesimlerinin yaşamasını mümkün kılar.

Üçüncüsü; Gönüllü Kuruluşlar devletle birey arasında bir “tampon” vazifesi görürler. Bir yandan bireyi devlete karşı korurken, diğer yandan da devlet imkânlarının kötüye kullanılmasını kontrol etmek ve devleti yasal sınırlar içinde kalmaya zorlamak; bu sınırlar aşıldığında ise hem bireylerin hem de toplumun bundan en az zarar görmesini temin etmek ve aynı zamanda da siyasi otoriteyi yasal sınırlara geri dönmeye zorlayabilmek için toplumun elindeki yegâne mekanizma Gönüllü Kuruluşlardır.

Dördüncüsü; Gönüllü Kuruluşlar kamu yararı için bireyin faaliyetini cesaretlendiren ve tekil bireysel motivasyonları bir araya toplayıp, organize ederek buradan toplumsal fayda hasıl edebilen kuruluşlardır. Bu yönleriyle Gönüllü Kuruluşlar bir çok toplumsal harekete öncülük etmişlerdir. Dünyadaki insan hakları, çevrecilik, kadın hakları, azınlık hakları, ırk ayrımı aleyhtarlığı vs. gibi bir çok toplumsal hareketler, Gönüllü kuruluşlar eliyle organize edilmektedirler.

Bütün bunları, bu zor zamanlarda üzerimize düşen vazifenin bilincinde olduğumuzu gösterebilmek maksadıyla anlatmak durumunda kaldık. Evet, zor günler yaşamaktayız, fakat ümidimizi hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Şüphesiz ki ümitler ancak çabayla gerçek olurlar ve bizler bireysel enerjilerimizi Hazar Grubu'nun çatısı altında kollektif bir emeğe dönüştürdük. İnsanımız ve paylaştığımız değerler adına en güzelini yapmaya gayret ediyoruz ve bu gayretimiz her şeye rağmen ve ne pahasına olursa olsun devam edecektir. 

 

 

NİÇİN HAZAR GRUBU?

SEVGİYLE VE BİLGİYLE

KUCAK AÇTIK DÜNYALAR KADAR

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÜMİT 

YIL 1999

MİLENYUMA ATIF

2003' TEN  HASBİHAL

SİVİL TOPLUM ve HAZAR GRUBU