Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği
.

.

 

İslam Hukuk İlminin Esasları  “KİTAP” Konusu

Prof. Dr. Hayreddin Karaman 

                                                       

01.04.2008 tarihinde yaptığımız ikinci toplantıda hocamız; “dini öğrenme konusunda kaynaklarımızın önemi ve onlara yaklaşım yollarımız” hakkında bir giriş yaparken, bizim şartlarımızı taşıyan bir ülkede ve böyle bir zaman diliminde usul konusunun gün geçtikçe daha fazla önem kazandığını vurguladı.

Konuşması özetle şöyleydi: “Birçok konunun konuşulması, sakıncalar sebebiyle zorken ve yasakken nedense din ve kutsal şeylerin konuşulmasına sıra geldiğinde bilgi sahibi olan da olmayan herkes konuşuyor. Böyle olduğunda bazı değerlerin yara alması kaçınılmaz oluyor, insanların kafası karışıyor. O sebeple bu noktalarda ne konuşmamız ve nasıl bir metot takip etmemiz gerektiğini iyi bilmeliyiz. Neye ve nereye ulaşmak isterseniz onun yolu, yöntemi vardır. Yöntemsiz ya çok dolaşır yorulursunuz ya da hiç ulaşamazsınız. Yöntem bilmemek sebebiyle yanlışlıklar yapanların yanında kasıtlı davrananlar dini yıkmada önlerindeki en büyük engel olduğunu bildikleri klasik usule saldırıyorlar.

Hocamız konuşmasına usulün neden vazgeçilmez olduğunu anlatırken şöyle devam etti:

“Madem ki Efendimizden başka bize açıklamada bulunan, arındırma vazifesini mükemmel bir şekilde yapan ve bunlarla birlikte en güzel örneklik teşkil eden Allah’ın işaret ettiği başka kimse yoktur; o zaman dinde doğru ve yanlış nedir sorusunu ona sormamız kadar tabii bir durum da yoktur. Bunu böyle kabul ediyorsak; kendisinin uyguladığı veya talebesi olan ashabının uyguladığı ve onun da tasdik etmiş olduğu bir usul, vahiy derecesinde ve vahyin kontrolünde oluşmuş ve aynı derecede sahih olan bir usuldür. Buna tamamen beşeri dememiz mümkün değildir. Çünkü beşerin Efendisi tarafından onaylanmış ve uygulanmıştır. Bugüne kadar gelen fıkhın temelleri bu bakış açısıyla şekillenmiştir.

Bütün bu söylenenlerden sonra diyebiliriz ki; kitabın anlaşılması için klasik yöntem gereklidir. Çünkü bu yöntem Allah ve Resulü tarafından onaylanmıştır.”

Kur’an’ın icmalen ve tafsilen delil olduğunu örneklerle anlatan hocamız yeri geldiği için; “Mutlak emir talep ifade eder, karinelerle birlikte vücup ifade eder” kaidesini belletti ve Gazali’den alıntılayarak “Mutlak emir ne vücup ne nedb ne de ibaha ifade eder. Bu emir nötrdür. Vücup ifade etmesi için önüne arkasına v.s. bakılması gerekir” şeklinde açıkladı.

Daha sonra devamında; “Vahyi sadece Kur’an’a hasretmek yanlıştır. Biliyorsunuz ki Vahy-i Metluv ve Vahy-i Gayri Metluv ayrımı vardır. Eğer Efendimizin bazı ifadelerinin manasının Allah’dan olduğunu kabul ediyorsak, Kur’an’a geçmemiş ve sadece lafzının Efendimize ait olduğu hadislerini kabul ediyoruz demektir. Bu da demektir ki Peygamberimiz Kur’an’ın haricinde de vahye muhatab olmuştur.  Allah arıya bile vahyettiyse müsaadenizle Peygamberimize de vahyetsin.

Peygamberimizin birden fazla vasfı, niteliği ve vazifesi vardır.

Eğer bir hadis dini öğretiyor ve Kur’an’ı açıklıyorsa bu vahiydir.

Sünnet, vahyin ve bu dinin bir anlamda emniyetidir. Maksatlı yaklaşımlar içerisinde olanlar Kur’an’ın birçok hükmünü tarihsel diyerek eleyebilirler. Ama hadislere sıra geldiğinde bu o kadar kolay değildir. Hadislerin sınırlayıcı ve belirleyici rolleri vardır. Dolayısıyla hadisler dini bozma teşebbüslerini engeller.”

Hocamız sünnete giriş yaptıktan sonra 13 Mayıs’taki dersimizin konusunu ödev olarak verdi ve programı bitirdi.

Hazırlayan: Dilek Karataş


 

 

 

 

HAYRETTİN KARAMAN Hocamızla ‘Fıkıh Usulü’ derslerine başladık.. 11.03.2008

 

Hayrettin hocayla başladığımız bu çalışmanın amacından kısaca bahsetmek gerekirse;

Fıkıh Usulü, dini ilimlerin en değerlilerinden ve faydalılarındandır. Zira bu ilim, içtihadın temelini ve onu ayakta tutan ana direkleri oluşturur. Bu ilim olmaksızın, fıkıh ile meşgul olanlar onun kaynaklarını ve müctehit imamların fıkhi hükümleri bu kaynaklardan hangi metodları izleyerek çıkardıklarını bilemezler. Müctehit olsun olmasın fıkıh ile ilgilenen herkes bu ilme muhtaçtır…

…bu çalışma ile güdülen gayeden ilkine göre, ictihat şartlarını taşıyanlar, öncekiler gibi karşılaşılan olaylar hakkında hüküm çıkarabilecekler.  İkincisine göre ise ictihat şartını taşımayanlar ise müctehitlerin hükümlere varırken dayandıkları delilleri ve o delillerden bu hükümlere nasıl ulaştıklarını öğrenerek, onlardan nakledilen hükümleri gönül huzuru içinde kabullenmiş olacaklar.

İşte bu düşüncelerden hareketle fıkıh usulü için; herkesin öğrenmesi gereken bir ilim dalı olduğu sonucu çıkarılır.

Biz de fıkıh Usulünün önemini görerek ders işlemeye karar verdik. Esasında biz Hazar Grubu olarak, Okuma Programının İslami İlimler bölümünde Fıkıh Usulü okumuştuk. Fakat grup üyelerimiz yanında vaize arkadaşlarla birlikte tekrar bu dersi yapmak bizim için çok faydalı olacaktı. Hele bu dersi Hayrettin Karaman hocanın anlatımıyla ve idaresiyle yapacak olmamız bizi bir kat daha heyecanlandırdı.

İlk dersimizde hocamız fıkıh usulüne dair genel bilgiler verdikten sonra şer’i hükümlerin delilleri olarak bildiğimiz Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas hakkında kısaca açıklamada bulundu.  Bu arada dinde tek hakimin Allah olduğunu ve Efendimizin hüküm koyamayacağını vurguladı. Böyle görünen hadislerin de lafız itibarıyla Efendimize ait olmasına rağmen manasının Allah’dan olduğunu bir misalle izah etti.

Aynı zamanda asli delil olarak da adlandırılan bu delillerden başka, fer’i deliller hakkında da bizleri bilgilendirdi. Bu delilleri ve bunlardan hüküm çıkarma yollarını kabul edenler ve etmeyenler hakkında da açıklamada bulundu.

Kısaca ‘Fıkıh Usulünün Muhtevası’ hakkında toparlayıcı bir konuşma yapan hocamız bir sonraki toplantıya hazırlıklı gelebilmemiz için ödevimizi verdi ve dağıldık.

Dilek Karataş