|
Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği |
| . | |||||
|
|
|||||
|
|
PROJENİN İSMİ: TÜRKİYE’NİN ÖRTÜLÜ GERÇEĞİ Başörtüsü Yasağının Yol Açtığı Sorunların Boyutlarını Araştırma Projesi
Proje Özeti Projenin Amacı ve Hedefleri
Dinlerinin gerektirdiği gibi yaşamak insanların en temel haklarından biridir. Bu nedenle dini bir uygulama olan başörtüsünün yasaklanması, din ve vicdan özgürlüğünün ihlalidir. Böyle bir ihlale sebebiyet veren başörtüsü yasağının ortaya çıkardığı sorunların çözümüne katkıda bulunmak için başlatılan bu proje; başörtüsü yasağının ortadan kaldırılmasını ve yasak nedeniyle ortaya çıkan sorunların çözümüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Projenin hedefi ırk, dil, din, cinsiyet ya da başörtülü-başörtüsüz ayrımlarının yarattığı adaletsizliğin yaşanmadığı, eşit hak ve fırsatlara sahip bireylerden oluşan bir toplumun tesis edilmesine katkıda bulunmaktır.
Genel Hedefler Projenin genel hedefleri şöyledir: § Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim hayatı başta olmak üzere hemen her alanda yıllardır haklarından mahrum bırakılan geç kız ve kadınların sesini duyurmak, § Başörtüsü yasağının sebebiyet verdiği olumsuz koşulların, toplumsal, ekonomik ve psikolojik boyutlarını istatistiki verilerle ortaya koymak, § Bu verilerin, konuyla ilgili değerlendirme yapan çeşitli merciler tarafından kullanılmasını sağlamak. Daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmeleri için bu verileri, karar verme mercilerine, kamuoyunun şekillenmesinde en önemli rolü oynayan medya yapıcılarına, konunun toplumsal arka planını araştıran akademik camiaya iletmek. § Dışlanan ve tehlike olarak görülen başörtülülerin duygu ve düşüncelerini, toplumla ve belli kurumlarla paylaşarak onların “marjinal” ve “tekinsiz” bir kimliğe hapsedilmelerine yol açan önyargı ve kalıp yargıları ortadan kaldırmak. § Kamuoyu oluşturarak başörtüsü yasağından kaynaklanan olumsuz ve elverişsiz sonuçların giderilmesi yönünde katkı sağlamak, § Başörtüsü yasağı sebebiyle ortaya çıkan problemleri görünmez kılan unsurları ortaya çıkarmak, § Başörtüsü yasağı sebebiyle ortaya çıkan problemlerin farkında olmayan veya çeşitli sebeplerle bu problemleri görmezden gelenleri, problemin varlığından haberdar etmek ve gittikçe derinleşen bir yapı arz ettiğini göstermek, § Başörtüsü yasağına muhatap olanların sesi olmak ve belli mercilerden çözüm beklemek yerine, sorunu bizzat çözmek için girişimde bulunmak.
Projenin Gerekçesi Mevcut Durum ve Problemler Türkiye’de üniversitelerde ve kamu kuruluşlarında özellikle son yirmi yıldır devam eden başörtüsü yasağı uygulaması, ciddi bir toplumsal sorun ortaya çıkarmıştır. Bu sorunlar felsefi, siyasal, ekonomik, kültürel ve bireysel açıdan değerlendirilebilecek çok boyutlu bir yapı arzetmektedir. Öncelikle çağımızın en geniş kabul gören değeri olan özgürlük açısından ciddi bir ihlal söz konusudur. Dini bir uygulama olan başörtüsü örtmek, en temel hak ve özgürlüklerden biridir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 24. Maddesinde yer alan din ve vicdan özgürlüğü kapsamına girer. Böyle bir temel özgürlüğün ihlali, her tür özgürlüğün savunma alanı bulduğu çağımızda, ne ulusal hukuk ne de uluslararası hukuk bakımından her hangi ciddi bir dayanağa sahip değildir. Böyle dayanaktan yoksun bir yasağın devamı, toplumumuzu özgürlüklerin kısıtlandığı baskıcı bir atmosfere mahkûm etmektedir. Başörtüsü yasağı Türkiye’nin demokratikleşmesini gerçekleştirmesi bakımından da ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu anti demokratik uygulama, demokratikleşmesini tamamlamak için her geçen gün yeni adımlar atan Türkiye toplumunun gelecek tasavvuru ile ilgili güveni de sarsmaktadır. Başörtüsü yasakları, Din ve laiklik şeklinde kurgulanan bir çatışmaya malzeme teşkil etmesi bakımından da Türkiye’deki barış ve huzur ortamını zedelemektedir. Bu da demokrasi dışı çözümleri gündeme getirmeye çalışan bir takım siyasal eğilimlere fırsat sunmaktadır. Başörtüsünün yasakları, siyasal bir tartışmanın mevzuu olduğu ve farklı siyasal eğilimler gündelik siyasetlerini başörtüsü üzerinden dile getirdikleri için, sürekli bir toplumsal gerilim kaynağı olmaktadır. Yasaklar sürdükçe bu gerilimi toplumsal çatışmaya sebebiyet veren bir boyuta taşımaya çalışanların olması da kaçınılmazdır. Doğal bir özgürlük olan dini bir pratiği yerine getirme, gereksiz bir toplumsal gerilim kaynağı ve kutuplaşma vesilesi olmaktadır. Bir başka önemli husus ise hukuk ve adalete güven noktasında yaşanan olumsuzluklardır. Bilindiği gibi adalet duygusu ve hukuka güven bir toplumu ayakta tutan en önemli unsurlardandır. Tutarsız gerekçelerle keyfi bir biçimde uygulanan başörtüsü yasağı, halkın adalet duygularını zedelemekte ve hukuka güvenini sarsmaktadır. Diğer taraftan uygulamada olan yasak, olumsuz bir takım ekonomik sonuçlara da yol açmaktadır. Öncelikle başörtüsü yasağı nedeniyle eğitimden uzaklaştırılan genç kızlar vasıflı iş gücü açısından bir kayıptır. Diğer taraftan bu durum kadınların daha fazla mağdur olmasına yol açmaktadır. Bilindiği gibi tüm dünyada “yoksulluğun dişilleşmesi” (feminization of poverty) diye tabir edilen bir durum söz konusudur. Yani tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınların yoksulluk oranları erkeklere göre daha yüksektir. Başörtüsü yasağı, kadınların ekonomik özgürlüğünü kısıtlanmasını artırmakta ve daha fazla yoksullaşmasına sebep olmaktadır. Okur-yazarlık ve eğitimde geçirilen süre oranlarındaki artışın, ülke gelişmindeki önemi bilinen bir gerçektir. Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitimden uzaklaşmak zorunda bırakılan kadınlar, ülkedeki eğitim düzeyine olumsuz bir oran olarak da yansımaktadır. Kız çocuklarının okutulması önündeki geleneksel engelleri aşma yönünde gösterilen çabalarla, bir başka grup kız çocuğunun yasak nedeniyle eğitimden uzak tutulması, eğitim seferberliği açısından ciddi bir çelişki teşkil etmektedir. Bilindiği gibi eğitim, bütün uluslararası sözleşmelere de girmiş ve kabul görmüş olan bir doğal haktır. Ayrıca ülkemizin de altına imza attığı CEDAW (Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın engellenmesi sözleşmesi), kızların eğitimde cinsiyet ayrımcılığına maruz bırakılmaması üzerinde ayrıca durur. Ülkemizde yürürlükte olan başörtüsü yasağı ise başını örten kızların eğitim alma haklarında bir ayrımcılığa maruz bırakılması anlamına gelmektedir. Bu yasak nedeniyle çok sayıda genç kız, uluslararası sözleşmelerle de onaylanmış olan eğitim hakkından mahrum bırakılmaktadır. Dolayısıyla bu durum hem ülkedeki eğitilmiş insan potansiyeli, hem de eğitim hakları açısından olumsuz bir sonuca yol açmaktadır. Başörtüsü yasağı, ekonomik ve sosyal bir takım eşitsizlikler neden olmaktadır. Yasağın keyfiliği ve sürekliliği bu eşitsizliklerin travmatik bir tecrübe olarak yaşanmasına yol açmakta, yasağa maruz kalanlarda çaresizlik, ümitsizlik gibi duyguları beslemektedir. Zaman zaman bu duygusal durum, ciddi psikolojik travmalara neden olmaktadır. Genç kızların eğitim hayatını yarıda kestiği, onların ekonomik ve sosyal hayata katılmasını engellediği için başörtüsü yasağı, kızların küçük yaşta evlendirilmesi gibi bir toplumsal sonuca da yol açmaktadır. Bu da yasağın sebep olduğu dolaylı olumsuz sonuçlardan sadece biridir. Yasağın bir başka boyutu ise Türkiye tecrübesinin dünyanın diğer ülkeleri için taşıdığı önemdir. Bilindiği gibi Avrupa ülkelerinde de farklı boyutlarda başörtüsü yasağı uygulaması söz konusudur. 11 Eylül sonrası yükselen yabancı düşmanlığının da bir tezahürü olan İslami sembollerle ilgili bir takım tartışmalar, Avrupa gündemini de işgal etmektedir. Bu konuda halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan laik Türkiye cumhuriyetinin bulacağı çözüm, diğer ülkeler için de yol gösterici olacaktır. Olumsuz sonuçlarından bazılarını zikrettiğimiz başörtüsü yasağı, Türkiye’de yaklaşık yirmi yıldır çeşitli düzeylerde gündemdedir. Fakat buna rağmen bu hak ihlalinin ortadan kaldırılmasına yönelik çok ciddi adımların atılmış olduğunu söyleyemeyiz. Bir hak ihlali olan başörtüsü yasağı, her geçen gün şiddetini artırarak uygulanmaya devam edilmektedir.
İhtiyaçlar Başörtüsü yasağına muhatap olanların bireysel durumları ve yasağın yol açtığı toplumsal ve siyasal gerilimler göz önünde bulundurulduğunda bir an önce yasağa karşı müspet sonuçlar doğuracak sağduyulu çalışmaların yapılması aciliyet arz etmektedir. Yasağın yol açtığı olumsuz sonuçların boyutlarını belirlemek üzere bugüne kadar herhangi bir çalışma yapılmamış olması, konuyu kapsamlı bir şekilde ortaya koymamızın önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu eksiklik, çeşitli sebeplerle problemi görünmez kılmak isteyenlerin lehine sonuç vermektedir.
Ayrıca yasağın muhataplarının insani özelliklerinin, duygu ve
düşüncelerinin ortaya konması, özellikle büyük önem
arzetmektedir. Böylece böyle bir haksızlığa maruz kalanların,
gazete ve dergilerde yere alan haksız ve olumsuz imajların ötesinde,
toplumda var olan ve kutsal sayılan inanma, eğitim, çalışma vs.
haklarına sahip herhangi bir vatandaştan farklarının olmadığı ortaya
konmuş olacaktır. |
|