Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği

.

.

 
 

TÜRKİYE’ DE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ KADINLAR ÜZRİNDEKİ SOSYAL, EKONOMİK VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ

 

Dr. Ayşe Güveli

( İngiltere’nin Essex Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Eğitim Görevlisi ve Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Kurumum ISER’de Araştırma Görevlisi )

 

Türkiye’ deki başörtüsü yasağının insan haklarını ihlal eden bir uygulama olduğu gerek ulusal, gerekse uluslar arası insan hakları örgütleri tarafından sıkça ifade edilmektedir. Bu nedenle söz konusu yasak hakkında, doksanların sonlarından itibaren muhtelif araştırmalar yapılmıştır. Bütün bu araştırmalar göstermektedir ki, Türkiyeliler’ in büyük bir çoğunluğu, yasağı doğru bulmamaktadır. Örneğin konu ile ilgili olarak TESEV tarafından yapılmış olan ‘ Türkiye’de din, toplum ve siyaset’ başlıklı araştırmaya göre Türkiye’de halkın % 76’ sı yasağa destek verememekte ve % 72 ‘ si yasağın kaldırılmasından rahatsız olamayacağını ifade etmektedir.

Şimdiye kadar Türkiye’deki başörtü yasağı ekseninde yapılan araştırmalar yasaktan etkilenen kitleden ziyade, Türk toplumunun yasak hakkında ne düşündüğü üzerinde yoğunlaşmıştır. Söz konusu yasağın başörtülü kadınları ne şekilde ve hangi oranda etkilediğinin şimdiye kadar herhangi bir araştırmaya konu olmaması ise gayet manidardır. Bu araştırma, bu boşluğu kısmen de olsa doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın cevaplamayı amaçladığı genel soru şudur : ‘Türkiye deki başörtüsü yasağı başörtülü kadınların sosyal ve ekonomik statülerini ve psikolojilerini nasıl etkilemektedir?’

Bu genel sorunun cevaplandırılmasına, başörtüsü yasağının Türkiye nüfusunun ne kadarını mağdur etmektedir sorusuna cevap arayarak başlayabiliriz. TESEV araştırmasına göre, Türkiye’de kadınların toplam  % 61,3’ü yürürlükte olan yasaktan etkilenme potansiyeline sahiptir. O halde bütün bu kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılmaları halinde, başörtüsü yasağı engeli ile karşılaşacaklarını söyleyebiliriz. Bu ise Türkiye ekonomisi ve toplumsal yaşamı için önemli bir kaynak kaybıdır.

Mağdurlar Üzerine Yapılan İlk Çalışma

Bu çalışma Türkiye’ de başörtüsü yasağı kadınların sosyal ve ekonomik yaşantıları ve psikolojileri üzerinde ne gibi etki yaratmaktadır sorusuna cevap aranmıştır. Bu soruya cevap aranırken, kadınların sadece kendi ifadeleri değil, sosyo - ekonomik durumları da incelenmiştir. Başörtüsü yasağından dolayı bazı kadınlar, başlarını ya sadece yasak olan yerlerde ya da tamamen açmışlardır. Diğerleri ise ya peruk takmak zorunda kalmış ya da başını açmamayı tercih etmiştir. Çalışmada sunulan veriler kadınların söz konusu yasak karşısındaki tutumlarının onların eğitim ve iş durumlarına belirgin bir şekilde etki ettiğini göstermektedir. Buradan hareketle bizzat başörtüsü yasağının gerek özelde başörtülü kadınların sosyal ve ekonomik durumlarına gerekse genel olarak Türkiyeli kadınların sosyal ve ekonomik durumlarına doğrudan ve olumsuz yönde etki ettiğini söyleyebiliriz.

Çalışmanın ortaya koyduğu diğer bir durum ise özellikle yasağa rağmen başını açmayan kadınların ailelerinin başlarını açmaları için kendilerini zorlandığını, medyada haklarında çıkan olumsuz yorumlardan dolayı onurlarının incindiğini, devletin bazı kurumlarının kendilerine karşı tutumu nedeniyle hukuka ve ülkelerine besledikleri güvenin sarsıldığını, suçlu muamelesi gördüklerinden dolayı üzüldüklerini ve kendilerini baskı

altında hissettiklerini ifade etmiş olmalarıdır. Bütün bu sorunların çözümü için başını açmak veya peruk takarak bir ara formüle başvurmanın da sorunları azaltmadığını görmekteyiz. Zira başını açan ya da peruk takan kadınlar bundan dolayı kişiliklerinin parçalandığını, kendilerini hakarete uğramış hissettiklerini, başlarını açtıkları için utanç duyduklarını, günahkâr olduklarını düşündüklerini, kendilerine saygılarını yitirdiklerini, başarılarının düştüğünü ve ilaç kullanmak zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla Türkiye’ deki başörtüsü yasağının, başörtülü kadınların tabiri caiz ise “Kırk katır mı? Kırk satır mı?” türünden bir tercih ile karşı karşıya bıraktığını söylemek mümkündür. Üstelik söz konusu yasağın başörtülü kadınlarda yol açtığı devlet ve hukuka güven kaybının oldukça yüksek oranlara vardığı siyasi açıdan da dikkate değer bir durum olarak vurgulanmaktadır. Bu durumun siyaset bilimciler, özellikle siyaset sosyologlarının yanı sıra Türkiyeli siyasetçiler tarafından dikkate alınması, analiz edilmesi ve bir çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.

Bu araştırmada kullanılan veriler şimdiye kadar Türkiye’de eşi bulunmayan türden verilerdir. 1980’lerden itibaren uygulamaya konulan bu yasak, giriş bölümünde de ifade edildiği gibi, Türkiye’deki kadınların büyük bir bölümünü olumsuz yönde etkilemiştir ve halen de etkilemeye devam etmektedir. Şimdiye kadar böyle bir çalışmanın akademisyenlerin, politikacıların ve insan hakları savunucularının ilgisinden kaçmış olması, yaşanılan sosyal, ekonomik, psikolojik ve hukuki mağduriyetlerin örtülü kalmasına neden olmuştur. Avrupa Parlamentosu’nda 2005 yılında kabul edilen ve Türkiye deki kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal hayata katılımını konu alan raporda hiç başörtü yasağından ve bunun yarattığı sorunlardan söz edilmemiştir. Bu raporu hazırlayan Avrupa parlamentosu üyesi Emine Bozkurt, bu eksiğini daha sonra hazırladığı raporda telafi etmiş ve Türkiye’de kadınların başörtüsü yasağından dolayı yaşadıkları mağduriyetlerin araştırılması çağrısında bulunmuştur. Bu araştırmanın, Avrupa Parlamentosu’nun çağrısına cevap vermekle birlikte başörtüsü yasağının kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik hayatları üzerindeki olumsuz etkilerini tümüyle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak ortaya konan olumsuz etkiler bile yasağın derhal kaldırılmasını gerekli kılacak niteliktedirler.

Bu araştırmada sunulan bulgular, ayrıca, başörtüsünü Türkiye yi örnek göstererek yasaklamak isteyen bazı Batı Avrupa ülkelerindeki kişi ve kuruluşların bu taleplerinden vazgeçmelerinin gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Her ne kadar Türkiye’deki bu yasak uluslar arası insan hakları örgütlerinin eleştirilerine maruz kalmaktaysa da, bazı batı Avrupa ülkelerinde ki kişi ve kuruluşlar, bu ülkelerde de başörtüsünün yasaklanmasını talep etmektedirler. Bu talepler neticesinde Avrupa ülkeleri arasında en kapsamlı başörtüsü yasağının uygulandığını bildiğimiz Fransa’nın yanı sıra, Almanya’nın Baden - Württwmbergse eyaletinde de öğretmenlerin başörtüsü takmaları yasaklanmıştır. Hollanda da popülist sağ parti LPF’ in (LİJST Pim Fortuyn) başkanı 2004 yılında parlamentoya sunduğu kanun teklifinde, memurlara başörtüsü yasağı getirilmesini istemiş ancak teklif parlamentoda çoğunluğun desteğini alamamıştır. Halkın çoğunluğu istiyor gerekçesiyle Danimarka’da başörtüsünün okullarda ve parlamento da yasaklanması yine sağ partiler tarafından gündeme getirilmiştir. Bütün bu tartışma ve uygulamalarda dikkat çeken bir husus, Türkiye’deki başörtüsü yasağının bu teşebbüs ve uygulamalara örnek teşkil etmesidir. Bütün bu gelişmelerin, Avrupa kıtasında geliştirilen özgürlükçü söylemin, şimdilerde kaybolmaya başladığının işareti olup olmadığı sorusunu akla getirmesi ise kaçınılmaz.

Not: Buradaki metin konuşmacımızın özeti olup metnin tamamına ana sayfadan Türkiye’nin Örtülü Gerçeği III’den ulaşabilirsiniz.

 

 

panelistlerin sunduğu
tebliğlerin özeti

Ord. Prof. Dr. Richard Falk
Prof. Dr. Naci Bostancı
Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne
Prof. Dr. Hilal Elver
Prof. Dr. Melek Göregenli
Dr. Ayşe Güveli
Doç. Dr. Ferhat Kentel

 

 

 

 

 

araştırma sonuçları
ve
tebliğler

  Türkiye'nin Örtülü Gerçeği I

  Türkiye'nin Örtülü Gerçeği II

  Türkiye'nin Örtülü Gerçeği III