|
Prof.
Dr. HALİS AYHAN
ÇOCUKLARDA
DİN EĞİTİMİ
Biz,
Allah’ın gönderdiği ve peygamberin duyurduğu
bir dinden sorumluyuz. Sorumlu olduğumuz bu din,
aklı hür bir biçimde kullanarak hayra ulaşmayı,
dünya ve ahirette mutluluğu elde etmeyi öğreten
kurallar bütünüdür. Buna rağmen biz Müslümanlar
başarılı ve mutlu değiliz. Kur’an’da
eksiklik ya da yanlışlık olmadığına göre; bizim
mutlu ve tatmin olamamamızın sebebi, Kur’an’ı
doğru anlayamamamız, fıtri özeliklere ve yaşa göre
din eğitimi yapamayışımızdan kaynaklanmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de. “Rabbinin yoluna
hikmetle ve güzel öğütle çağır” ve
Hadis-i Şerif’te: “İnsanlara akıllarının
alacağı ölçüde anlatınız” buyruluyor.
Bu kaynaklar bizim nasıl bir eğitim metodu
uygulamamız gerektiği konusunda önemli
referanslardır.
Eğitim konusunda etken olan, anne, baba ve öğretmen
tarafından dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.
Bunlar çocuğun dikkat süresi, heyecanı, zekâ
gelişimi ve kapasitesidir. Bireyin toplum içindeki
konumu, bilgi birikimi ne olursa olsun içinde yaşadığı
sosyal şartlar onu daha fazla etkiler. Bu etkileri
göz önünde bulundurmak, her türlü fıtri davranışını
bilmek ve ona göre eğitim yapmak gerekir. Batılı
ülkelerde bu kriterler dikkate alınarak sosyo-psikolojik
bilimlerde alan araştırması yapılıyor. Bu yapılan
araştırmalar medya, ekonomi, politika gibi
alanlara aktarılarak eğitime katkı sağlanmış
oluyor. Bizim telafi etmek zorunda olduğumuz nokta
budur.
Bundan 100 yıl önce bir İslam büyüğünün o yüzyılın
şartlarına ve toplumun ihtiyacına göre yazdığı
bir eğitim kitabıyla bugünün çocuklarını eğitemeyiz.
Geleneklerimizdeki iyiyi, doğruyu, güzeli
koruyarak bilgileri dikkatli bir şekilde gözden geçirmeli
ve ondan sonra günümüz şartlarına uyarlamalıyız.
Bunlara dikkat etmediğimiz takdirde beden ve ruh sağlığı
yerinde, başarılı, mutlu çocuklar yetiştiremeyiz.
Çocuğun ruh sağlığının ve dini dünyasının
geliştirilmesi, korunması için bugünün ilahiyatçılarına
ve eğitimcilerine çok ciddi sorumluluklar düşmektedir.
Çocukta Allah kavramının doğru bir şekilde oluşturulması
bakımından annelerin tutumları da çok büyük önem
taşır.
Psikolojik açıdan yaklaştığımızda ise şunları
söyleyebiliriz:
Çocuk doğduğunda ilk ruhsal tepkisi sevgidir.
Utanma ve korku sonradan ortaya çıkar. O yüzden
çocuklara Allah korkusu yerine önce Allah sevgisi
aşılamalıyız. Anneler bilinçli bir şekilde
zaman ayırıp, kendi fıtratlarında var olan
sevgiyle çocuklarını hayata hazırlamayı öncelikli
görev olarak görmeli ve tatbik etmelidirler. O
halde çocuğa cehennemden, Allah’ın kullarını
cezalandıracağından bahsetmenin bir anlamı yok.
Çünkü bu yaklaşım çocuğun sevgi ve bağlanma
beklentisini alt üst eder. Allah’ı çocuğu
bunaltan, korkutan, hürriyetini daraltan, ona ceza
veren bir varlık olarak takdim edersek çocuk doğal
olarak Allah’ı sevmez. Bu durum ısrarla
devam ettirilirse çocukta psikolojik problemler doğurur.
Allah kavramı ve duygusu çocukta 3-4 yaşından
sonra ortaya çıkar. Öyleyse Allah hakkında o yaşlardan
itibaren çocuğun beklentisine ve kapasitesine göre
açık, kısa, net ve anlaşılır bir dille bilgi
vermek gerekir. Peygamber hakkında vereceğimiz
bilgiler ise biraz daha detaylı olmalıdır. Çünkü
çocuğun onu kavraması daha kolaydır.
Din eğitiminde bir takım uzun Arapça metinler
ezberletmek yerine, hayatın her alanında güzel örnek
olacak bilgileri vermek yoluna gitmeliyiz. Çocuğumuz
okuyarak bilgiye ulaşma çağına geldiğinde ise
uygun kitapları seçerek kitabi bilgilere sahip
olmasını sağlamalıyız.
Geleneklerimizdeki güzellikleri gözden geçireceğiz,
bugünün istifadesine ise güncelleştirerek sunacağız.
Artık dinamik hayatın ihtiyacına ve gelişmeye
cevap vermeyen geleneği de
bilimsel metodu da bir kenara koyarak çareler
üretmek zorundayız.
|
NE DEDİ:
Fert,
toplum ve değerlerimiz etrafında bilimsel arayış
ve gayret içinde bulunan hanımların, yıllardır
sürdürmekte oldukları çalışmaları,
dikkat, takdir ve ümitle karşılıyor,
gayretlerinin devamlı ve başarılı sonuçlara
ulaşacağını düşünüyorum.
Eğitim ve değerlerimiz konusundaki arayışlarının
artarak devam edeceğini ümit eder başarılar
dilerim.
Prof. Dr. Halis Ayhan
Burada yer
alan metinler, konuklarımızın programda yaptıkları
konuşmalarının bir özetidir.
|