|
Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği |
| . | |||||
|
|
|||||
|
|
Araştırmacı - Yazar
YENİ
DÜNYA DÜZENİ
Yeni dünya düzeninin rukunları; demokrasi, insan hakları, liberalizm ve Türkiye üzerinden baktığımızda laikliktir. Bunların tümüne bizim Müslümanlar olarak rezervlerimiz var. Fakat kendini Müslüman diye tanımlayan bazı kimseler bu esaslasın İslam’da zaten mevcut olduğunu söyleyebiliyorlar. İnsan hakları; Kur’ an’ ın deyimiyle insanı tağut yerine koyan bir anlayıştır. Kendi kanununu kendisi yapar. Batıda insan hakkı dendiğinde kiliseye karşı çıkan insanın hakları akla gelir. Halbuki İslam’da referansımız Kur’ an’ dır. Ve İslam’da kul hakkından bahsedebiliriz. Fiyatlar serbest bırakıldığı ve gümrük uygulaması olmadığı için İslam’da liberalizmin var olduğu zannediliyor. Bu esaslar profan ve seküler düzlemlerde uygulandığında “İslami” olması söz konusu olamaz. Demokrasi, halkın kendi kendisini idare etmesi, farklı düşünce sahiplerinin kendini ifade edebilmesi ve örgütlenebilmeleridir. Fakat realiteye bakınca bunun böyle olmadığını görüyoruz. Burada “Türkiye demokrasinin neresinde” diye sormak gerekir. Bence hiçbir yerinde değil. Ayrıca demokrasi bu saydıklarımızdan fazla bir şeydir. Bir düşünme ve yaşama biçimidir. Seküler ve profan bir düzlemi öngörür. Demokrasinin temel araçları siyasi partilerdir. Türkiye’de İslami parti kurmak yasaktır ama serbest olsaydı da parti kurarak İslami mücadele yapılamazdı. Demokrasi aracına binilerek ancak demokrasiye ulaşılır. İslam’a değil. Amaçlar ve araçlar bakımından İslami düşünceyle seküler düşünce biçimi birbirinden tamamen farklıdır. İslam’a göre amaca götüren araç da mübah olmalıdır. Seküler düşünceye göre ise amaçlara giden her yol mübahtır.
|
Burada yer alan metinler, konuklarımızın programda yaptıkları konuşmalarının bir özetidir.
|