Yard.Doç.Dr. DİLAVER CEBECİ
TÜRK AİLE YAPISI
Aile sosyoloji de birincil gruplardan
sayılır. Üyeler kendi iradeleri dışında bu
gruba dahil olurlar.
Aile insanlığın temel bir kurumudur. Bir
kozadır adeta, ve hep varolmuştur. Yani
insanlık tarihi aileyle başlar. Bu bakımdan
aile, hem tabii, hem ilahi, hem hukuki, hem
de ahlaki bir kurumdur.
Aile olmadan insanın sosyalize olması mümkün
değildir. Aksini savunmak bir sürü
sapkınlığa kapı açmak demektir. O halde biz
aileyi tabii, ahlaki, hukuki ve ilahi olarak
kabul ediyoruz.Yoksa aileyi biyolojik bir
beraberlik, bir şirket gibi düşünecek
olursak aileyi ve toplumu kurtarmamız mümkün
olmaz.
Çocuk için aile çok önemlidir.
Fedakarlık, paylaşma, şefkat, merhamet,
konuşma gibi özellikleri ailede kazanır.
Anne şefkatinden daha üstün bir şefkat
yoktur. Çocuk bu duyguyu en iyi burada
öğrenir. Anlatıldığına göre Nuh tufanında
en son ölenler bebeklermiş. Çünkü bütün
anneler bebeklerini boğuluncaya kadar suyun
üzerinde tutmuşlar. Ancak kendileri
boğulduktan sonra çocukları boğulmuş. Bu
şefkat yalnızca annelerde olur.
Çocuğun konuşmayı ailesinde öğrendiği
Amerika’da yapılan laboratuar deneyleriyle
ispatlanmıştır. Almanya’da yaşanan bir
olay da oldukça ilgi çekicidir. Birisi
Alman makamlarına telefon edip “benim bir
komşum var. Çocuklarını evde bırakıp
köpekleriyle beraber çıkıp gidiyor ve bazen
günlerce gelmedikleri oluyor” diyor.
Polisler derhal olaya müdahale ediyorlar.
Kapıyı kırıp eve girdiklerinde, yerde bir
şilte, şiltenin üstünde bir çocuk, önünde
köpek mamaları ve her yerin pislik içinde
olduğunu görüyorlar. Çocuk ise aynen köpeğin
yaptığı hareketleri yapıyor. Çocuğu karakola
getirmişler, içmesi için süt vermişler.
Çocuk köpek maması istemiş.
Yatırmışlar,aynen köpekler gibi yatıp onlar
gibi ses çıkartıyormuş. Böylesi korkunç bir
manzara…
Olmaz! Olamaz! Mümkün değil. Çocuğu
gerçek ailede yaşatmadan ona insani
vasıfları kazandıramazsınız. Onun için
aile çok mühimdir.
Yine Amerika’da yapılan bir araştırmada suç
işleyenlerin -kadın ticareti, uyuşturucu
ticareti, azılı katiller v.b- aile, bir aile
içinde yetişmemiş olduğu ortaya konmuş. Evet
insanlığın terbiyesi ailede olur. Terbiye
daha çocuk anne karnındayken başlar. Onun
için aile, insanlığa monte edilmiş mekanik
bir kurum değil, doğal ve temel bir
müessesedir.
Dünyanın neresine giderseniz gidin cihan
şumül bir ailede şu özellikler mutlak
bulunur, bulamadığınız takdirde o aile
eksiktir.
Aile için: a) Müşterek bir mekan, b) Üretme
özelliği, c) Mali bir birlik, d) Yeni doğan
çocukların sosyalize edildiği yer, e) Kültür
devamını sağlayıcı fonksiyonu olması
lazımdır.
19.yy'da sanayi devrimiyle birlikte Avrupa
çalkalanmaya başladı. Daha evvel üretim ve
tüketim ünitesi olan aile, sadece tüketen
bir ünite haline geldi. Kadın fabrika ve
benzeri yerlerde çalışmaya başladı. Böylece
az çocuk yapma ihtiyacı duyulmaya başlandı.
Ve anne-baba eski aile zihniyetini devam
ettirme yerine çocuğun ihtiyaçlarını temin
etme gayretine girişti. Neticede bu
zihniyet, aileyi korumanın önüne geçti. Bu,
makinelerin birden bire insan hayatına
girmesinin şokuydu ve her şeyi alt üst etti.
Bu süreçten en az Türk ailesi etkilendi.
Çünkü Türk aile yapısında gelenekler çok
güçlüdür. Mezkür yapıya göre aile
kutsaldır. Kadın ve erkek iffetli olmak
zorundadır. Aksi takdirde yaptırımları çok
ağırdır.
Türk ailesi pederi ailedir, kadın erkek
eşittir.Kadın aile içinde özgürdür, tasarruf
yapma hakkı vardır. Genelde çekirdek
aile söz konusudur. Osmanlı dönemindeki
konak hayatı arızi bir durum olarak ortaya
çıkmış ve ancak %16ya ulaşabilmiştir.
Türk aile yapısında saygı duyulan kadın
çocuğun terbiyesiyle ilgilenir ve bütün ilim
adamlarımızı, kahraman sultanlarımızı onlar
yetiştirmiştir. Türk aile yapısında kadın
fedakardır, itimat edilen, güç veren bir
şahsiyettir. Dede Korkut hikayelerindeki
Türk aile yapısına dikkat ediniz. Bunlar bir
milletin kollektif şuuraltı ifadeleridir.
Bizdeki aile anlayışının hikayelere,
destanlara yansımasıdır. Dünyanın hiçbir
yerinde böyle bir aile anlayışını
göremezsiniz.
İslam’ı kabulden sonra Türk aile yapısı
pek değişmedi. Çünkü İslam’ın ön gördüğü
aile yapısı, Türk aile yapısından çok farklı
değildir. Her ikisi de iffet merkezlidir.
Hiç bir millet, göçebe Türk milletinin
yaşadığı maceraları yaşayarak varlıklarını
muhafaza edemez. Biz bu gücü aile yapımızın
sağlamlığından aldık. Amerika’da boşanma
oranı %48, Rusya’da%38 dir. Türkiye’de 1975
verilerine göre bu oran çok düşük iken
günümüzde bu oran artmıştır. Çünkü
Türkiye’deki sistem aileyi devamlı
dağıtmaya, bozmaya yönelik şekilde cereyan
ediyor. Bir de bu sürecin böyle devam
etmesi için gayret sarf eden bir sürü kurum
var. Bunlar adeta ailenin dağılıp,
parçalanmasını canı gönülden isteyen bir
tavır içerisindeler. Ayrıca çarpık
kentleşmenin ortaya koyduğu hayat biçimi de
aileyi olumsuz etkilemektedir. Ancak pek çok
olumsuz etkiye rağmen Türk aile yapısı
varlığını hala sürdürmektedir.
Aile bir fedakarlık müessesesidir, şirket
değildir. Bunu anlamadıkça aile kurmak ve
devam ettirmek mümkün değildir. Kısa sürede
evliliğine son verenler, bunu idrak edemeyen
ve evliliğin bu kutsiyetini anlamayan
kişilerdir.